Yazmak için ilk şartın okumak olduğunu söylemiştik. İyi bir okur olmadıkça yazıyı geliştirmek zordur. En azından zaman içinde tükenir.  İçinizdeki yazma ateşini harlamak için çıranız okumaktır. Zaman zaman öneriler vereceğiz. Şimdilik temel okumalarla başlayalım. Sizlerin önerileriniz varsa yazın lütfen!

FRANZ KAFKA

Koskoca bir varoluşçu ekolü anlamak için Kafka okumalısınız. Onun dışında içten dışa, dıştan içe insanı en iyi anlatan yazarla tanışacağınızı bilin. En bilinen eseri olan novellası “Dönüşüm”le başlayın, çarpıcı kısa öykülerinden “Akademi için Bir Rapor”, “Cezalılar Kolonisi”, “Bir Açlık Şampiyonu” ile Kafka’ya ısının, tadını alınca romanları “Dava”, “Şato” diye devam edin. “Milena’ya Mektuplar”ı nasıl olsa okursunuz.

FYODOR MİHAİLOVİÇ DOSTOYEVSKİ

Dünya edebiyatından Dostoyevski olmadan konuşulması imkânsız olduğu için bütün külliyatı okuyun. Nasıl okunmalı sorusunun cevabını ise Herman Hesse vermiş; “Dostoyevski, ancak kendimizi berbat hissettiğimizde, acı çekebilme sınırımızın sonuna varmışsak ve yaşamı bütünüyle alev alev yanan bir yara diye algılıyorsak, eğer artık yalnızca çaresizliği soluyorsak ve umutsuzluğun bin bir ölümünü yaşamışsak, işte ancak o zaman okumamız gereken bir yazardır.”*  “Yeraltından Notlar” ile başlayın, “Ecinniler” ile devam edin. “Suç ve Ceza” okumadan buraya kadar gelmiş olabileceğinizi düşünmüyoruz.

GABRİEL GARCİA MARQUEZ

“Büyülü gerçeklik” akımını kanınıza karıştırmak için okuyun.  Eserlerinde mistik öğeler, gerçek kişiler ve hikâyelerle yan yana yürür. Gabo’nun büyükannesinin anlattığı hikâyeler gibi. Marquez’in kitaplarının çokça sevilmesinin nedenini bizim kültürümüze uygunluğuyla açıklamamız çok uzak bir tespit olmasa gerek. “Kolera Günlerinde Aşk” ile başlayın, “Yüzyıllık Yalnızlık” ile devam edin. “Kırmızı Pazartesi” evet okudunuz, biliyoruz.

TAHSİN YÜCEL

Türkçe’nin matematiğinin ne kadar güçlü olduğunu görmek için okuyun. Yazdığı romanlar ve denemelerle Türk edebiyatına büyük katkılar sağlamıştır. Yücel’in önemli bir çevirmen olduğunu eklemeden geçmeyelim. “Gökdelen”deki öngörüsüne inanamayacaksınız, gidip bütün kitaplarını alacaksınız. Mutlaka bir seçim yapmanız gerekliyse, biz önce “Yalan”ı okuyun, sonra “Peygamberin Son Beş Günü” ve “Kumru ile Kumru” ile devam edin deriz.

AHMET HAMDİ TANPINAR

Bizim öncelikli öneri nedenimiz, “bir dil keşfedeceğinizi” düşünmemiz. Eserlerinde olayları ve karakterleri tüm boyutlarıyla ve katmanlarıyla ortaya serdiğini göreceksiniz. Orhan Pamuk okumayı sevenler içinde bir öncül yazarı okumanın keyfini garanti ediyoruz. Pamuk birçok yerde kendisi de Tanpınar ile aynı yolu izlediğini ifade etmiş. Elbette “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” ile başlayın, sonra “Huzur” ve “Beş Şehir”.

MIGUEL DE CERVANTES

Dünya tarihinin ilk çağdaş roman örneği ve ilk “bestseller“ı olan Don Kişot’u tekrar okuyun. 2016 Cervantes’in ölümünün 400. yılıydı, dile kolay. Üstelik hala da kurgusu ve kullandığı teknikler açısından en iyi romanlardan biri olarak kabul ediliyor. Klasiklerin en güzel tarafı, bir kaç yılda bir okuduğunuzda size aynı kitabı nasıl da farklı algıladığınızı hissettirmesi, değişenin siz olduğunuzu size anlatması.

JACK LONDON

“Dişisine kötü davranan tek hayvan insanoğludur” diyen bir yazarın eserlerinden öğreneceğimiz çok şey var demektir. Kısa hayatına göre arkasında oldukça fazla eser bırakmış, Amerikan edebiyatının baştacı bir yazar. En meşhur kitapları, yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı “Vahşetin Çağrısı”ve “Kurt Kanı”dır. Biz, hissettiklerinden yola çıkarak yazdığı “Martin Eden”ı pas geçmeyin deriz.

CHARLES DICKENS

Sıradan, gerçek, dramatik insan hikâyelerinin nasıl açık ve net bir dille anlatılabildiğini görmek için okuyun. Ayrıca dönem edebiyatı nasıl yazılır görmeniz için elzemdir.  İngiliz edebiyatı Charles Dickens olmadan zaten anlaşılamaz. Bir de kitaplarının Kafka’ya ilham verdiği söylentisi vardır, aklınızda bulunsun. Hangisi daha öncelikli okunmalı peki; “İki Şehrin Hikâyesi”, “Büyük Umutlar”, “David Copperfield”, “Oliver Twist’in Maceraları”. Bu arada cesareti olan varsa 992 sayfalık “Kasvetli Ev” ile başlasın deriz.

JAMES JOYCE

Dil ve anlatım anlamında devrim yaratmış bir yazar. Kelimelerden kelimeler üretmiş, eserlerin giriş, gelişme, sonuç ötesinde anlatma yeteneğine sahip olduğunu göstermiş. Dolayısıyla edebiyat tarihinin en zor okunan kitaplarını yazmış. Joyce’un eserlerini okuyup anlayabiliyorsanız edebiyatın her köşesine sızabilirsiniz.  Biz Joyce’a giriş kitabı olarak “Dublinliler”i öneririz, pratiğiniz artar. Bu eser aynı zamanda “Ulysses” için giriş niteliğindedir. “Finnegans Wake” için biraz gücünüzü toplayın deriz.

*Kaynak: Hesse, Hermann (1994) “Dostoyevski Nasıl Okunmalı” Kitap-lık, Çeviren: Ahmet Cemal.