ONUR ORHAN, 1975’ te İstanbul’da doğmuştur. Bir süre hukuk öğrenimi görmüş, ardından gazetecilik mezun olmuştur. İlk romanı Yalnızlık Ölümden Çok’u Sadece Diktatör adlı tiyatro oyunu takip etmiş, Orhan bu oyunuyla 2015-2016 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi tarafından verilen savaş Dinçel Ödülü’ne layık görülmüştür. Sadece Diktatör, başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanından yaklaşık 160 bin seyirciyle buluşmuş ve 3. sezonunda hükümet tarafından sakıncalı bulunarak yasaklanmıştır. Orhan’ın kaleme aldığı Aden, 34. Varşova Film Festivali’nde Grand Prix adayları arasındadır. Yusuf’u Bulmak, 2019-2020 sezonunda Moda Sahnesi tarafından sahneye konulacaktır. Orhan’ın Suç ve Keza isimli oyunuysa yine aynı sezonda Almanya’da varlığını sürdüren Güneş Theater tarafından sahnelenecektir.

‘’Kan mürekkebe benzemez, döküldü müydü can çıkar. Canla beraber huy çıkar. Ama esas mesele candan huyu çıkarmakta. Bunu ölmeden yapmakta. Huy dediğin hayatın pezevengi, godoşun önde gideni, senden çıkmazsa illaki sana girer. Her şekilde sana girer.‘’

Onur Orhan’ın ikinci kitabı Yusuf’u Bulmak*, farklı kurgusuyla olduğu kadar anlattıkları ve anlatış biçimiyle de ezber bozuyor, doğrusu kıvrak dili fazla cesur!

Toplumun her kesiminden insanla ilişki kurmayı becerebilen Yusuf, birdenbire kayıplara karışıyor. Kitap bizi kayıp Yusuf’un peşinde güçlü bir hikâyenin içinde gezdiriyor. Yusuf’un bu yolculukta girdiği çevrelere götürürken hem bu ilişkilere tanıklık etmemizi sağlıyor hem de bizleri hikayedeki insanların iç dünyasına sokuyor.  Bizi gazinoların, yeraltı dünyasının, kenar mahallelerin, lüks semtlerin, hapishanelerin içinden geçiriyor. Karşımıza bazen korku ve gerilim, bazen şiddet, bazen engelsiz bir sevişme çıkarken bazen de rüyalar üzerinden geleceği bilen ve gören bir derviş ile karşılaşıyoruz. Kayıp Yusuf’un peşine takılıp insanların anlattıkları hikayeleri dinlediğimizde onu her yerde bulabileceğimiz hissine kapılıyoruz. Doğrunun kolayca yanlışa, iyinin de kötüye dönüşebileceği gibi… Bu yönüyle de anlatılış biçimiyle alınan risk, cesur olduğu kadar da samimi.

Yusuf, hem oydu hem bu. Vardı ve yoktu. Çoktu azdı hem de. Hamdı ama ermişti de. Nefisti!

Kim bilir belki herkesin bir Yusuf’u vardı, içinde ya da yanında yöresinde. Baktığı gördüğü göremediği belki de hep aradığı.

Yusuf ve yaşadıkları hayatın orta yerinde. Hepimizin içinde, üç eksik beş fazla. Eyleme dönmüş ya da dönmemiş, ortalıklarda ağızlarda ya da gizli kapaklı.

‘’Kimdir Yusuf? Aynada ne görüyorsan odur. Çünkü insan bir başkasının hikayesini tamamlar. Başını bilmez, kıçını avuçlar. ‘’

Kaç Yusuf var Yusuf’tan içre. Kaçının toplamı biri mi hepsi mi? Ne anladıysan ne yaşadıysan neye ihtiyacın varsa bazen de neden kaçtıysan Yusuf “O”! En yakınına düşen ve en uzağında kalan. Bir serseri, bir ermiş, sırra ermiş. Senin gece gördüğün düşü gündüz önüne sermiş. Çok tenden geçmiş, çok içip kendinden geçmiş. Yusuf okulu bitirememiş ama yemiş kitapları. Cahilin tekiymiş ama ustasıymış hatun sevmenin, derdi deşmenin. Yusuf… Kaç kişide izin kaldı, kaçı kaldı sende. Kimi sonsuza dek sevmek istedi seni, kimi ağzını burnunu kırana dek dövmek, ana avrat sövmek. Kimi babanın dayak izlerini silmek istedi. Kimi de kadınlarda bıraktığın izleri sürmek. Peki sen gerçekten yaralarını gösterdin mi kimseye Yusuf! Gecenin çoğu kez daha aydınlık olduğunu söyledin mi? Severken bedenin cinsiyeti olmadığını. Bir çocuğun her defasında ilk yarasını hep ailesinden aldığını. Unutmanın yolunun çokça hatırlamaktan geçtiğini.

Yusuf’u Bulmak, güçlü bir yumruk attı bu doğru. Şimdi biraz durmalı ve düşünmeli.

Sahi sen neredesin Yusuf?

Kaçış mıydı gidişin yoksa dönüşün müydü kendine. Ya aşk, tendeki dem Yusuf, sonsuz aşk!

‘’ ……….

Soyundukça nesneden, perdeleri açıldı

Zahir ile batına işte öyle varıldı

Yücelerden geçildi, cücelerden seçildi

Savaş nedir bilmezdi, savaş insan içinde

İhtilatın kutbundan, uzletlere varıldı

Gündüzlerin şavkından, gecelerce yanıldı

Her mevsimin tadından, yemiş idi otundan

Cehennemi cenneti Yusuf bildi içinde

 

‘Derviş sözün söyledi, Yusuf hakkını bildi

Tellerden canlar geçti, sesler alem içinde ‘’

 

* Onur Orhan,Yusuf’u Bulmak, İstanbul, Can Yayınları, Şubat 2019, 128 sayfa.

Birgül Sevinçli hakkında;
Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünden mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları okudu. Uzun yıllar çok uluslu şirketlerin Lojistik ve Finans birimlerinde üst düzey yöneticilik yaptı. Halen kurumsal firmalara danışmanlık yapıyor. Birçok STK’da gönüllü olarak çalıştı, bireysel yardım projeleri aktif olarak devam ediyor.Yollar, kitaplar ve fotoğraf en büyük tutkusu. İlk kişisel fotoğraf sergisini 2017 yılında açtı. Kafalar Hep Karışık projesinde yer almaktan mutluluk duyuyor. Şiire, yollara, çocuklara ve gelecek güzel günlere inanıyor. Yazdığını, çizdiğini kendine saklıyor. Okuyor, okuyor okuyor…