Sanat yirmibirinci yüzyılda bile insanların gözünü korkutan bir kavram. Zihinlerde bir ihtiyaçtan çok “lüks”, “eğlence”, “yüksek entellektüelite”, “zaman kaybı” gibi tanımlarla bütünleşiyor. Sanatın insan hayatına katkısının ne olduğu hakkında çoğu kimsenin net bir fikri olmamakla birlikte, “Sanat önemli midir?” diye sorsak bütün zihinsel engelleri gizleyerek “çok önemlidir” cevabını alacağımızda neredeyse kesindir. Botton’un da belirttiği gibi modern dünya sanatın çok önemli olduğunu düşünür ve bunu aşılamaya çalışır. Belki de bu dikte yöntemi insanları sanattan daha da uzaklaştırmaktadır kim bilir!

Sanatla ilişkimizin güçlenmesini engelleyici bir başka etken de “sanatın sanat için olduğu” düşüncesinin iliklere kadar işlemiş olmasıdır. Sanat tüketicisi ya da herhangi bir vesileyle sanatla ilgilenmek için bir eğitim gerektiği, kendisi için olan sanata hizmet etmek gerektiği düşüncelerini oluşturuyor olabilir bu ana fikir. Günlük hayatımızın hay huyları, elemleri, görevleri içinde bir de bizi rahatlatmayan, zorlukları aşmak için elimizden tutmayan, üstelik de hizmet bekleyen bir şeye neden zaman ayıralım, neden hayatımıza dahil edelim! İşte bu sorulara bir cevap ünlü yazar Alain de Botton ve akademisyen John Armstrong’dan geliyor. Hem de çokça duyduğumuz bir klişeyi anlaşılabilir bir dille ve pratik yöntemlerle açıklayarak: “Sanat iyileştirir!”

Botton ve Armstrong, “Terapi Olarak Sanat” kitabında, “Sanat nedir?”, “Bir araç olarak sanat nedir?”, “Sanatın gayesi nedir?”, “İyi sanat nasıl anlaşılır?”, “Aşk, doğa, para ve siyasetle sanatın ilişkisi nedir?” “İnsanların psikolojik zaafları nelerdir ve sanat bunların iyileşmesine nasıl yardımcı olur?” gibi sorulara bizi rahatlatıcı açıklamalar sunuyorlar. Kitabın sonunda, bize aşılanan güvenle,  “Bunu ben de yaparım?” noktasına geliyoruz.

Kitaptan alıntıyla işte biz insanoğlu’nun zaafları ve sanatın bu zaafları iyileştirmedeki yararları.

1. HAFIZA KAYIPLARINI GİDERİR: Sanat, deneyimin meyvelerini hatırlanabilir ve yenilenebilir kılar. Kıymetli anıları ve en iyi sezgilerimizi iyi durumda tutacak bir mekanizmadır ve onlara herkesin erişimini sağlar. Sanat, kolektif kazanımlarımızın saklı olduğu bir bankadır.

2. UMUT AŞILAR: Sanat, güzel ve sevindirici şeyleri göz önünde tutar. Kolayca umutsuzluğa kapıldığımızı bilir.

3. ELEMİ YÜCELTME İMKÂNI VERİR: Sanat, iyi bir yaşamda elemin de haklı bir yeri olduğunu bize anımsatır, böylelikle zorluklar karşısında daha az telaşlanır ve onları yüce bir varoluşun parçaları olarak görmeye başlarız.

4. DENGELEYİCİ İŞLEVİ GÖRÜR: Sanat, iyi özelliklerimizin özünü olağanüstü bir açıklıkla kodlar ve onları çok çeşitli araçlarla önümüze sererek, doğamızı dengelememize yardımcı olur ve bizleri en iyi olasılıklara yöneltir.

5. KENDİMİZİ TANIMAMIZDA BİZE YOL GÖSTERİR: Sanat, bizim için çok önemli ama söze dökülmesi zor olanı tanımlamamıza yardımcı olabilir. Çoğu insani şeyi kolayca dile getiremeyiz. Sanat nesnelerinin karşısına geçtiğimizde, kafamız karmakarışık olmuşken ağzımızdan çok önemli bir söz çıkabilir: “Bu benim.”

6. DAĞARCIĞIMIZI GENİŞLETMEYE SEVK EDER: Sanat, b

aşkalarının deneyimlerinin, bizlere güzel ve düzgün biçimlerde sunulduğu oldukça karmaşık bir birikimdir. Diğer kültürlerin seslerinin en zarif örneklerinden bazılarıyla tanışmamızı sağlar; böylece sanat yapıtlarıyla ilişkimiz kendimize ve dünyaya, daha geniş bir perspektiften bakmamızı sağlar. İlk başta çoğu eser yalnızca “Öteki” gibi görünür, ancak bizi zenginleştirecek şekilde kendimize mal edebileceğimiz fikirler ve yaklaşımlar içerebileceğini keşfederiz. Kendimizi daha iyi kavramak için ihtiyacımız olan hiçbir şey yakın çevremizde hazır bulunmaz.

7. HASSASİYETLERİMİZİ CANLANDIRMA ARACIDIR: Sanat, kabuğumuzu kırar ve bizi çevremizde bulunan her şeyi kanıksamaktan kaynaklanan o şımarık, alışılagelmiş aldırmazlıktan kurtarır. Duyarlılığımızı tekrar kazanırız; eskiye yeni bir gözle bakarız. Yenilik ve cazibenin tek çözüm olduğunu sanmaktan vazgeçeriz.

Daha fazlası için sanat hakkındaki bu keyifli ve işimizi kolaylaştırıcı kitapla sizi başbaşa bırakıyoruz.

*Terapi Olarak Sanat, Alain de Botton-John Armstrong, Everest Yayınları, 2014,