Kadın kitaplığı kavramı seksenli yıllardan bu yana epeyi önemli bir alan olarak yayıncılığa yerleşti. Ama farklı yayınevlerinin kadın kitaplığına baktığınızda kafa karışıklığınızın oluşmaması imkânsız. Karşınıza son derece kavramsal bir feminist kitaplık da çıkabilir, yalnız kadınların huzura kavuşma, aşkı bulma, çocuklarını zorluklara karşın büyütme, iş hayatında erkekleri aşarak başarıya ulaşma hikâyeleri de çıkabilir. Hatta diyet, güzellik sırları, bir aşkı elde tutma yolları içeren ipuçlarıyla buluşmanız da şaşırtıcı olmaz. Yazımız ise ikinci şıktaki, daha çok romanlardan ve çok satanlardan müteşekkil kitapların konularına bir gönderme içeriyor. İlk şıktaki feminist kitaplığı başka bir yazıya bırakıyoruz. Üzerine kitaplıklar kurulan bir varlık olarak, kadınlar için yazılan romanlardaki klişelere nelerdir beraber bakalım.

Bu arada neden erkekler için de bir kitaplık yok? Bir cevabı olanlar yorum kısmına yazsın lütfen.

1.Aşk

Evet, kadın denilen varlık elbette sevgi doludur. –Olmayanı da vardır.-  Diğer cinse göre daha sevgisini göstermeye meyillidir. -Göstermeyedebilir.- Aynı şekilde sevgi görmeyi de biraz daha fazla talep ediyordur. Ancak kadınların hayatları aşk üzerine kurulmuş değildir. Kadınlar bilim kurgu, fantastik edebiyat, ikinci dünya savaşı, Osmanlı tarihi, insanlık tarihi gibi binlerce konuyla da ilgilenirler. İçine aşk koymayınca kadınlar tarafından okunmayacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Ya da sadece aşk var diye okuyacağını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. şayet hikâyenizi bir aşk güçlendirecekse ve anlam katacaksa elbette buyurun.

2. Aile

Aile kavramı insanlar için önemlidir.-Aile kurmayanlar da vardır.-Kadınların organizasyon ve koordinasyon yetenekleri bakımından daha güçlü oldukları göz önüne alınırsa ailenin odak noktası olmaları normal karşılanabilir. Ama kadınların hayatlarındaki tek görevleri ailelerini bir arada tutmak değildir. Bu nedenle bir ailenin çöküşü ve o aileyi kurtaran kadın hikâyesi her zaman kadınların okuma alanları içine girecek anlamına gelmez. Tabii hikâyeniz çok sağlamsa ve onu kurtarmak için bir kadın karaktere ihtiyacınız varsa başka.

3.Çikolata, alışveriş, saçlar ve kız arkadaşlar…

Kadınların erkeklerden daha çok çikolata sevdiğine dair bir kanıt var mıdır bilmiyoruz. Hiç yemeyenler de var inanın. Alışverişe yılda iki kere çıkanı ve çok fazla para harcamayanı da var. Kız arkadaşlarından çok erkek arkadaşlarıyla vakit geçiren de. Saçlarını hep tepesinde toplayıp dışarı çıkan da az değil. Bir kitapta çikolata, alışveriş, kızlar başlıklarını görünce koşarak kaçanlar da az değil. Eğer kadın karakteriniz bu eylemlerin hepsini birden yapıyorsa ve hayatı bunlar üzerine kuruluysa  hikâyenizi bir daha gözden geçirin.

4.Dostlar ve Kurtlar

Bu konu iki klişe ile taçlanır. İlk kilişede kadın kadının kurdudur; işini, sevgilisini, ailesini, onurunu, itibarını elinden almaya kalkışır. Bu kimi zaman çok yakın bir kadın arkadaş, kimi zaman haris bir kızkardeş, bazen de birden ortaya çıkan gizemli bir kadındır. Sırtından bıçaklanan ana kadın karakter bu sorunlarla uğraşırken şövalye ruhlu bir erkek çıkıp kadını kurtarıverir. İkinci klişe de ise erkekler birer kurttur, kadınlar kırmızı başlıklı kız; karısını aniden terk ediveren bir koca, elde etmek istediği kadını tuzaklara düşürmek için uğraşan zalim bir erkek, yolunu gözleyen bir kadın varken gönlünü yollarda eyleyen bir sevgili olabilir. Tüm bu karmaşadan kırmızı başlıklı kızı kadın dostları çıkarıverir. Eğer bu yollara saptıysanız geri dönün. Binlerce iyi ve kötü örneği yapıldı zaten.

5.Yalnızlık

Bazen işler yolunda gitmez. Hayat başladığımız noktada gördüğümüz hayalleri bize reva görmez.  Anne babamız bizi erken terk eder, işsiz kalıveririz, evlatlarımız bizden önce dünyaya gözlerini yumar, sevgilimiz eşimiz yollarını bizimle ayırıverir. Hatta bazen hepsi birden olur. Hayattır bu olur. Hepimiz yeniden yollara revan oluruz. Ama bu herkese olabilir. Sadece kadınların başına gelmez. Erkek, kadın, çocuk herkesin altından kalkması gereken bir yük olarak sırtına yüklenebilir. Ama edebiyatın erkeklere savaş, ülkeyi kurtarma, bir ideolojinin peşinde harap olma gibi ulvi (!) felaketler reva gördüğünü kadınlara ise daha bireysel yalnızlıkları uygun bulduğunu görürüz.  Siz görmeyin!