“Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”  Anna Karenina- Tolstoy
“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Yeni Hayat- Orhan Pamuk

Bunlar belki de nereden duyduğumuzu ya da okuduğumuzu bilmeden aklımızda dönüp duran cümlelerdir. Oysa bu cümleler hem yazarını hem kendini dünyaca ünlü yapan kitapların ilk cümleleridir. Bizi bir kitabın içine çağıran sihirli kelimelerdir. Hepsi başka bir formda olabilirler, ayrı anlamlar içerebilirler, tek ortak noktaları vardır; büyülüdürler. Peki siz o büyüyü nasıl yaratacaksınız? İşte formülü;

  1. Ölümsüz Cümleler

Öncelikle şunu söyleyelim; böyle bir cümle kurma girişiminde bulunmak kaleminizi tamamen öldürebilir. Ölümsüz cümleler kuran yazarlar,  ilk harflerini yazmaya başladıklarında bunu bilmiyorlardı. Sadece ellerinden gelenin en iyisini yapmışlardı. Siz de elinizden gelenin en iyisini yapın. Öyle bir cümle kurun ki sonsuza kadar akılda kalabilecek olsun, ama bunu düşünmeyin. Elbette taklitten ve klişelerden kaçının. Tolstoy’un kalplere ve akıllara kazınan giriş cümleleriyle örnek verelim.

“Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”  Anna Karenina- Tolstoy

  1. İkonik Cümleler

Hikâye için ikon niteliğinde olabilecek bir cümle ile giriş yapın. Metin devam ettikçe veya sonunda evet o giriş cümlesi her yere damgasını vurmuş ya da bütün metin o ilk cümle içinmiş densin. Bunun için hikâyenizin ana vurgusunu net olarak belirlemiş olmanız gerekir. Buyurun, en ünlülerinden örnekler;

“Mrs. Dalloway çiçekleri kendi alacaktı.”  Mrs. Dalloway- Virgina Woolf

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” Masumiyet Müzesi- Orhan Pamuk

“Biri dışında bütün çocuklar büyür.” Peter Pan- J.M. Barrie

“Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah 5.30’da kalkmıştı.” Kırmızı Pazartesi-Gabriel García Márquez

  1. Dünya Yaratan Cümleler

Okura gireceği dünyanın tasvirini verin. Kimlerle, hangi olaylarla, nerede, ne zaman buluşacağına dair ipuçları olsun. Kendini o ortamın içinde hissetsin ve o ruh haline girsin. Bunun için hikâyenizin iskeletini önceden çıkarmış olmanız gerekir.  Kimler, nerede, ne zaman, nasıl, niye gibi. En dünya klasiklerinin bu başlangıç cümleleriyle doğduğunu söylesek abartmış olmayız.  İşte üç muhteşem örnek;

“1625 yılı Nisan ayının ilk Pazartesi günü, Roman de la Rose yazarının doğduğu Meung kenti, sanki Heguenot’lar ikinci bir Rochelle olayı yaratmaya gelmişler gibi, tam bir devrim havası içindeydi.” Alexandre Dumas- Üç Silahşörler

“Çıkın Çıkmazı’ndan Bay Bilbo Baggins kısa bir süre sonra yüz on birinci yaş gününü debdebeli bir davet ile kutlayacağını ilan ettiğinde Hobbitköy’de büyük bir heyecan yaşanmış ve söylentiler alıp yürümüştü.” Yüzüklerin Efendisi- J.R.R Tolkien

“Ulema, cühela ve ehli dubara; ehlinamus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih’ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.” İhsan Oktay Anar/ Puslu Kıtalar Atlası

  1. Tanıştıran Cümleler

Okuru kitabın karakteriyle tanıştırın. Karakteri konuşturun ya da karakterin en önemli özelliklerini belirterek tanınmasını sağlayın. Bu okurun kendini karakterle özdeşleştirmesini ya da onun peşinden gitmesini sağlayacaktır. Özellikle birisinin hikâyesini anlatırken başarıyı getirecek yöntemlerden birisidir. Tahsin Yücel’den bir örnekle yardımcı olalım.

“Yusuf Aksu’nun bir açıdan olağandışı, bir açıdan fazlasıyla durağan serüvenini yakından izlemiş olanlar arasında, ününü hak ettiğini söyleyenler çoğunluktadır, hiç hak etmediğini söyleyenler üç beş kişiyi geçmez.” Yalan- Tahsin Yücel

“Sherlock Holmes ondan hep ‘kadın’ diye bahseder. Onu başka isimle andığını nadiren duymuşumdur. Holmes’un gözünde o, kendi hemcinslerinin tanımından daha üstündür. Irene Adler için aşka benzer duygular beslemiyordu. Onun soğuk, kesin ama saygıdeğer biçimde dengeli zihni için tüm duygular ve özellikle de o duygu, iğrenç şeylerdi.” Bohemya’da Skandal- Arthur Conan Doyle

  1. Basit Cümleler

Bazen basit olan en iyi olandır. Korkutmadan ama meraklandırarak okuru hikâyenin içine çekmek iyi bir yöntem olabilir. Çağdaş edebiyatta da çokça kullanılan bir teknik olarak iş görecektir. Numara yok, oyun yok. Basit, gerçek ve kolayca anlaşılabilen. Uzun olmamasına da ayrıca özen gösterin. Aşağıdaki örneklerle ne demek istediğimizi anlatmaya çalışalım.

“Anam ölmüş bugün. Belki de dün, bilmiyorum.”  Yabancı- Albert Camus

“Yakmak bir zevkti. Bazı şeylerin yitmesini, kararmasını ve değişmesini görmek özel bir zevk veriyordu. ” Fahrenheit 451- Ray Bradbury 

“1650 ilkbaharı, Madame de Sainte Colombe öldü.” Dünyanı Bütün Sabahları- Pascal Quignard

  1. Konuşan Cümleler

Bir karakterin monolog ya da diyaloğundan başlamak karakterin ne vaad ettiğini ve hikâyenin nereye götüreceğini anlatmak bakımından faydalı olabilir. Ayrıca bu tarz girişler doğru kullanılırsa bir heyecan ve canlılık katar.  Özellikle ana karakterler çevresinde dönen bir hikâyeyse bu girişi tavsiye ederiz. Polisiye ve macera türlerinde de bu formül çalışacaktır. Örnekler size bir fikir verebilir;

“Tom, ‘Kusursuz cinayet diye bir şey yoktur,’ dedi Reeves’e.” Ripley’in Oyunu- Patricia Highsmith

“ ‘Öyleyse, para meselesi bir şekilde halloldu,’ diyor Karga adlı delikanlı, o her zamanki sakin konuşma tarzıyla.” Sahilde Kafka- Haruki Murakami

“Çocuk ‘Anam,” dedi, “anam, yarın sabah gün ışımadan uyandır beni.’

‘Gene uyanmazsan?’

 ‘Uyanmazsam iğne sok etime. Saçlarımı çek. Döv beni.’” Sarı Sıcak- Yaşar Kemal

  1. Adım Attıran Cümleler

Hikâyeniz bir olayın peşinden gidiyorsa, hiç durmayın okuru olayın içine hemen ilk cümleyle sokun. Hızlı bir giriş, okuru aynı hızla saracak ve adımları takip etmeye başlayacaktır. En sevdiğimiz Kafka’mızın giriş cümleleriyle taçlandırıyoruz başlığımızı;

“Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” Dönüşüm-Franz Kafka

“Gecenin geç bir vaktinde köye vardı, K.”  Şato- Franz Kafka

“Joseph K. İftiraya uğramış olmalıydı, çünkü kötü bir şey yapmadığı halde bir sabah tutuklandı.”  Dava- Franz Kafka

  1. Huzursuz Cümleler

Bazen okuru tahrik etmek,  oturduğu koltuktan kımıldatmak ve hatta kitaptan bir adım geri çekilip tekrar dikkatle bakmasını sağlamak iyi bir yöntem olabilir. Bu onun olduğu durumdan uzaklaşıp, anlamak için daha da yoğun bir odaklanmayla dönmesini sağlayacaktır. Bunun için onu tehdit edebilirsiniz,  hikâyenin en mahrem yerini aşikâr edip rahatsız edebilirsiniz hatta tersleyebilirsiniz bile. Örnekler çok, en çarpıcılarını paylaştık;

“Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Sonra, onlarla ilgili en ufak bir söz etsem, bizimkilere inmeler iner.” Çavdar Tarlasında Çocuklar- J.D. Salinger

“Eğer bunu okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Birkaç sayfa okuduktan sonra, burada olmak istemeyeceksiniz. Bu yüzden unutun gitsin. Gidin buradan. Hala tek parçayken hemen kaçın.” Tıkanma- Chuck Palahniuk

“Keşke, babam ya da annem, daha doğrusu, eşit oranda sorumlu olduklarına göre, her ikisi de, beni peydahlamaya kalkıştıklarında, ne halt ettikleri üzerinde biraz olsun kafa yormuş olsalardı…” Tristram Shandy- Laurence Sterne

“Aşağılanmanın zevklerini hepimiz biliriz. Peki şöyle düzelteyim: kendi kendimizi aşağılamanın zevkli, rahatlatıcı olduğunu keşfettiğimiz zamanları hepimiz yaşamışızdır.” Yeraltından Notlar- Dostoyevski

“Pancar, sebzelerin en keskinidir. Turp elbette ki daha ateşlidir, ama turpun ateşi soğuk bir ateştir. Hoşnutsuzluğun ateşidir, yoksa ihtirasın değil. Domates, doğrusu şehvetlidir. Fakat onda da bir sualtı akıntısı halinde uçarılığı, havailiği sezersiniz hep. Pancarlar ise korkunç ciddidir.” Parfümün Dansı- Tom Robbins

  1. Meraklandıran Cümleler

Olaya biraz gizem, biraz heyecan katmak her zaman işler. Özellikle de kendini bir kitabın içinde kaybetmek isteyen okurlar üzerinde etkilidir. Hikâyenin içinden bir durumu ya da bir parçayı alıp en başa alıp taşımak ve tekrar o noktaya kadar okuru peşinden sürüklemek için kurmak anlamına gelir. Şu örnekler size yardımcı olabilir;

“Bunun hiç başına gelmeyeceğini, gelemeyeceğini, dünyada bunlardan hiçbirinin başına gelmeyeceği tek kişi olduğunu sanırsın; sonra tıpkı herkese olduğu gibi hepsi teker teker senin de başına gelmeye başlar.”  Kış Günlüğü- Paul Auster

“Bizi büyük beyaz bir odaya soktular, gözlerim kırpışmaya başladı, ışık gözlerimi rahatsız ediyordu. Sonra bir masa ve masanın arkasında dört herif gördüm, sivildiler, kâğıtlara bakıyorlardı.” Duvar-Jean Paul Sartre

“Isaac McCaslin, “Ike Amca”, yetmişini aşkın, kendi doğrulamasa da seksenine yakın, şimdi dul, yöre halkının yarısının amcası, ama kimsenin babası değil

                bu olayları o yaşamadı, olup bitenleri görmedi bile…” Kurtar Halkımı Musa-William Faulkner

  1. İçinizden Gelen Cümleler

Yazmanın kesinlikle bu doğrudur denilen bir formülüdür yoktur. O yüzden hikâyeniz nasıl başlayacaksa ve kendini en iyi nasıl ifade edecekse onu bulacaktır. Her metin özeldir, kendine ait bir ruhu vardır. Ve bazen metinler kendi ilk cümlelerini seçerler. Başlayın!

İşte Türk edebiyatının ustalarından giriş cümleleri.

 “İstasyona yakın Anayurt otelinin kâtibi Zebercet üç gün önce Perşembe gecesi gecikmeli Ankara treniyle gelen kadının o gece kaldığı odaya girdi, kapıyı kilitledi, anahtarı cebine koydu.” Anayurt Oteli- Yusuf Atılgan

“Turgut Özben adlı genç bir mühendisin kaybolmasıyla ilgili haberler, günlük gazetelerin dördüncü ya da beşinci sayfalarından yer aldığı zaman ben yurt dışında bulunuyordum.” Tutunamayanlar- oğuz Atay

“Huvat Aktaş’ın bir gündüz bir gece süren yolculuğu, bir öğle vakti Alacüvek Köyü ağılının başında son buldu.” Sevgili Arsız Ölüm- Latife Tekin

“Sürücüsüne göre balrengi olan Mercedes, sabırsız, neredeyse son bir atılımla hızlandı. Bulgar çıkışını geride bırakıp girişe yaklaştı. Orada yavaşladı.” Fikrimin İnce Gülü- Adalet Ağaoğlu

“Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım.” Kürk Mantolu Madonna- Sabahattin Ali