Zor günlerden, zor hayatlardan geçilen bir zaman aralığına geldi yetmiş yıllık bilemedin seksen yıllık hayatlarımız. Kimle konuşsak hayata tutunmaya çalışıyor, tek derdi insanların “hayatta kalabilmek”. Küçük hayatlarınını rayında –yapabildiği- kadarıyla tutabilmek. Dünya sırtına binerken kendi insanlık hallerinle uğraşmak, kendi halini sindirmek, sevdiklerini artık sevememek, emin olduğun, sığındığın o küçücük limanların –kendi içinde ya da dışında- kaybolup gittiğini görmek ise daha da zorlu bir mücadele. Bizi bizimle bırakmayan sisteme mi kızsak, güvendiğimiz dağlara kar yağmasına mı yansak, kar yağdırdığımız dağlar için suçluluk duygumuzu mu bastırsak bilemediğimiz zamanlar.

Zehra Çelenk’in “Hayatta Kalma Rehberi” isimli öykü kitabı da işte tam bu zamanlarda çıktı. Öykülerdeki karakterlerin hepsi ya kendinize denk düşecek ya tanıdığınız birine ya da tanıklık ettiğiniz bir hikayenin kahramanına. Ben bunu biliyorum, tam da böyle hissediyorum, öyle oldu anlıyorum diyeceğiniz türden insanların hikayeleri. Her biri bir insanlık haline denk düşüyor; kırılmış kız çocukları, kendini yaşayamayan erkek çocukları, “erkek” erkek olma halleri, anneliğin dipsiz uçurumları,  evlat olmanın kapanları, aşkın “aşk” olmasından sebep insanı doğurup öldürmesi, arkadaşlığın her daim iyileştirici gücü ve terk edenler, terk edilenler, kopup gidenler, hiç gidemeyenler, aklında, kalbinde sıkışıp kalanlar, yalanlar… en çok da kendine ve dahi  gerçekler…  her şeye rağmen…  Sonunda ise “Her şeyin bir gün geçecek olması”.  Abartmadan su gibi, kabartmadan gökyüzünde uçan bir balon gibi hikayeler bunlar. Önce kalbinize bir iğne batırıyor, aklınızda bir hol açıyor ve içiniz bir kavruluyor. Sonra da sırtınızı pış pışlıyor, “Her şey geçecek,” diyor ve hafifletiyor bir anda acınızı. Yola devam etmek için bir nedeniniz daha oluyor. Herkese oluyor bunlar üzülme, hadi kızım, hadi oğlum yürü bakayım kendi hayatının yolunda dedirtiyor. Bu yüzden her hikayenin sonunda aklımıza Sabahattin Ali’nin kelimelerini akla getiren hikayeler. “Fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felâketin içinde kaybetmenin mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!”

Kitabın içeriği hakkında fazla bilgi vermeden, içinden alıntılarla sizleri baş başa bırakalım. Kalbinizdeki kıymıkları daha da derine batıralım.

Hep zalimlere aşık oluruz, iyiler yalnızca sevilir. Büyük aşkla sevildiğimiz hikâyelerin zalimi, sevdiklerimizin mazlumuyuz. Kırdığımız kalplerin hakimi, onardıklarımızın memuruyuz. Zalimdir aşk.  Manzara Körlüğü/Hayatta Kalma Rehberi s.14

Babam sandığımız kadar iyi bir adam değildi. Biz de sandığımız kadar güçlü kadınlar değildik. Hepimiz insandık. Artık bu ölüyü gömmemiz gerekiyordu. Hayatta Kalma Rehberi /Hayatta Kalma Rehberi s.47

Hepimiz en geç yirmilerimizde halimiz tavrımızla soyut bir departmana konuluyoruz. Aksi yöndeki tüm çabalarımıza rağmen de çıkamıyoruz oradan. Karizmetik insanlar sevimli, sevimliler karizmetik olmak, komik insanlar daha çok ciddiye alınmak, ciddi insanlar aslında ne kadar muzip olduklarının anlaşılmasını istiyor… “Kimse aslında öyle biri değil” . İnsan kendine dağıtılan ele razı gelmeyen bir hayvan. Kan Bağı /Hayatta Kalma Rehberi s.60

“Dikkat et,” derdim, “İnsanlar seni sevmekten birden vazgeçip bunu saba haber etmeyi unutabiliyorlar. Sonbaharın İki Yüzü/Hayatta Kalma Rehberi s.80

*Hayatta Kalma Rehberi, Zehra Çelenk. Everest Yayınları. İstanbul, 2019.