“Kozalar”, Adalet Ağaoğlu’nun 1970’lerin Türkiye şartlarında yazmış olduğu, her döneme hitap eden, pek çok farklı şekilde sahnelenmiş bir tiyatro oyunu. Biz yakın zamanda Tiyatro Pangar’ın yorumunu seyrettik. Oyun, görmeyi bilen güçlü bir kadın yazarın gözüyle, üç kadın üzerinden kadın olma durumlarından bazılarını anlatıyor. Sahnede, korkularından kaçmak için kendi kozalarına hapsolmuş ve hatta kozalarını gönüllü olarak örmeye devam eden kadınlar seyrediyoruz. Mekanik hareketleri ve abartılı makyajlarıyla maskelerini, zırhlarını üzerlerine geçirmişler, sanki artık kendileri olmaktan vazgeçmişler. Korkularına karşı kendi savunma yöntemlerini geliştirmişler. Sahip oldukları tüm gücü kurdukları korunaklı hayatları ne pahasına olursa olsun devam ettirmek için kullanmışlar.

Peki oyundan yola çıkarak, sahip olduğumuz tüm gücü ve kaynağını nasıl tanımladığımıza bağlı olarak güçlü bir kadın olmayı da açıklayabilir miyiz? Sahip olduklarımız aracılığıyla, örneğin parayla, eğitimle, güzellikle, zekayla ya da hepsiyle birlikte, gücü tanımlamış olur muyuz? Bunlara sahip her kadın güçlü hissediyor mudur kendini? Korkmuyor mudur artık kendisi olmaktan, hayattan? Gelmiş geçmiş en güçlü kadın yazarlardan Virginia Woolf bunların çoğuna sahipmiş. Yıllık belli bir geliri ve kendisine ait bir odası olan, iyi eğitimli bir aileye mensup zeki biriymiş. “Virgina Woolf’tan Yazarlık Dersleri” kitabında “Kendine Ait Bir Oda”dan alıntı yapılarak buna değinilmiş.

Yılda beş yüz sterlin ve kendine ait bir oda derken asıl söylemek istediğim, bir özgürlük alanına sahip olmak ve ne düşünüyorsak cesurca yazmayı alışkanlık haline getirmekti. Sembolizmin de yardımıyla söyleyebilirim ki yılda beşyüz sterlin sayesinde boş sayfalar üzerinde derinlemesine düşünebilirsiniz. Kapıya asacağınız bu kilit, kişinin kendini düşünebilme kudretine sahip olmasının garantisidir.[1]

Virginia Woolf’un bu dediğinden yola çıkarak gücü “kendini düşünebilme” ile baştan tanımladığımızda bu güce sahip olmanın yolları neler sorusu çıkıyor karşımıza. Kadın olma durumunun sınırları fazlasıyla, kendini düşünmemek hatta kendinden başka herkesi düşünmek, çocukların için saçını süpürge etmek, kutsal eş, anne, evlat olmanın sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmek üzerine kurulu. Modern zamanlarda buna bir işte çalışıp, başarılı olup para kazanmak da eklendi. Güçlü kadın yazarlar tüm bu açmazların farkında, biz de bilinen tüm sınırları aşarak Virginia Woolf’a “Bu konuda yapabileceğimiz bir şey var mı?” diye sorduk.

Woolf’un yanıtı ise netti.”Evet…”dedi, “Acımasız ve zararlı bir yaratık olan Evdeki Melek’i öldürmeye hazır olmalısınız. Bu melek, benliğinden vazgeçmiş, herkesin ihtiyacını kendininkilerin önüne koyan, kendi işinin ehemmiyetsizliğine inanan fedakar bakıcıdır.” Woolf kendisinin de içindeki bu meleği öldürmek zorunda kaldığını itiraf etti.

“Ben onu öldürmeseydim, o beni öldürecekti. Yazılarımı can damarından kesip atacaktı.” diyerek onlara durumun ciddiyetini göstermeye çalıştı. Sınıftaki kadınlardan birkaçı ne demek istediğini anlamışça başlarını salladı.[2]  

Woolf’u dinliyoruz ve şunu anlıyoruz ki; kendini düşünebilme, kendini ilk sıraya koyabilme gücü, bizi biz yapan herşeyi baştan gözden geçirmemizi ve bizi neyin varedeceğini bulmamızı sağlayabilir. Bunun yolu çiçek yetiştirmek, çocuk büyütmek, kariyer yapmak, seyahat etmek, örgü örmek, kansere çare bulmak, hatta belki evde oturup pencereden hayatı seyretmek olabilir. Yeter ki bu kendi kararımız olsun, içsel yolculuğumuzda bulduğumuz varoluş noktası olsun. Virginia Woolf için varolmanın yolu ise yazmakmış. Sahip olduğu, genel kabul görmüş tüm güçlerini, yazmayı ne pahasına olursa olsun devam ettirmek için kullanmış. O da korkmuştur bu tercihi yaptığında başına gelebileceklerden, ödeyeceği bedellerden. Kendi hayatını var etmeye çalışan kadınlar için gücü tekrar tanımlamak istersek işe korkularımızla nasıl yüzleşeceğimizden başlamak gerekebilir. İpucu; güçlü olmanın korkmamakla ilgisi yoktur, güçlü kadınlar da korkarlar. Onların korkularına rağmen yapmaları gerekeni yapmalarını sağlayan, korkmaktan korkmamalarıdır.

Gücü kendi içinde bulan tüm hemcinslerimizin “Kadınlar Günü” kutlu olsun!

Danell Jones, Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri, 2014, Timaş Yayınları.

[1] Virginia Woolf, Kendine Ait bir Oda

[2] Danell Jones, Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri