Şeniz Baş

Her daim gönüllü gerilla yayıncı! Her şeyden önce okur! Sonra, kitapçı, editör, yayıncı, yayın yönetmeni, pazarlamacı, satışçı, kitapların hizmetkârı. Kendisiyle ilgili en gurur duyduğu şey, yüzlerce kitabın yayıncısı ve editörü olmak! En sevdiği şeyi mesleği yapabilmeyi başarmış  mutlu azınlıktan. Kelimelerden müteşekkil bir dünyası var ve orada mutlu. Yazmanın, okumanın ve yayınlamanın zorlu yollarından geçmiş, çıraklıktan kalfalığa geçtiğini uman kişi. Sui generis…

Edebiyat fakültesini bitirmiş, ilmine vakıf olmuş, doyamamış işletme yüksek lisansı yapmış sonra bu kadar yeter demiş ve resmi öğretim hayatını sonlandırmış. Net Yayıncılık’ta kitapçı kız olarak başlamış, biraz çalışmış, yapmış yani bir şeyler, genel koordinatör olmuş. Koca koca kitabevlerini yönetmiş. Vakti zamanı geldi deyip ayrılmış, Bir Harf Yayınları’na ortak olmuş. Bunu iyi ki yapmış! Yapmasaymış hep içinde kalacakmış çünkü. Çok güzel insanlarla çok değerli eserler yayımlamış. Hepsine müteşekkir! Bir süre başka işlerde de çalışmış ama dayanamamış yine kâğıt kokusuna dönmüş. Serbest editörlük yapmaya başlamış, sonra Timaş Yayın Grubu’nda pazarlama müdürü olarak çalışmış. Şimdilerde çocuk kitapları yazıyor, danışmanlık yapıyor, bir de vakıf olduğu sırları aşikâr etmek için Yazım Kılavuzu’na yoldaşlık ediyor.

Pınar Akseki

Okuma işini ciddiye alan, yazma işini henüz kıvıramayan kişi. Bu sayfanın ilhamı da kendi yazdıklarının okunması ihtiyacından çıktı. Akademik bir şeyler yazmak ona kolay, hele konu işletmecilik olunca. Kendince edebi yazı denemeleri var, utancından kimseye okutamıyor. Yazım Kılavuzu’nun ilk müşterisi olmaya en yakın aday. Bankacılık, akademisyenlik gibi edebiyatla çok bağdaştırılmayan alanlarda yer almış, nefes almak için edebiyattan faydalanmış biri. O yüzden değerini en çok bilenlerden!  Kendi o kadar mutlu olmuş ki okumaktan, herkes tatsın istiyor. Etrafındakiler, “Ne anlıyorsun bu kadar okumaktan?” deyince sadece gülümsüyor. Hala hayalperest…

Yeni nesil girişimci! Sevdiği işlerin, ideallerin peşinden koşmanın zamanı ve yeri olmadığına inanıyor, her zaman yeniden başlamaya hazır. Yaratıcı olmanın, yeni fikirler geliştirmenin özünün değişik bakış açılarına sahip olmaktan geçtiğini bilen rönesans insanı.Yaşamın tüm ormanlarından, dağlarından, kuytularından gelen bilgi ve deneyim dereciklerinin denizi zenginleştirdiğini biliyor. Hayatta tek bir şey öğrendiyse; o da bilginin dağıtılması ve paylaşılması gerektiği. Sakladığının kuruduğunun, paylaştığının yeşerdiğinin farkında. Yazım Kılavuzu’nun en önemli görevinin bu olduğunu düşünüyor. İşin hakkının verilmesinin de bir edebi vicdan gerektirdiğine inanıyor.